Picula: "Bosna Hersek 2050'den Önce Üç Kurucu Halkını Kaybedebilir"
Avrupa Parlamentosu üyesi Tonino Picula, Bosna Hersek'ten (BiH) devam eden göçün ülkenin demografik yapısı üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde ülkenin 2050 yılından önce üç kurucu halkını ve diğer etnik grupları kaybedebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, Hırvat Radyosu'nun "U mreži Prvog" programında Avrupa Parlamentosu üyeleri Stjepo Bartulica, Davor Ivo Stier (HDZ), Tonino Picula (SDP) ve Gordan Bosanac'ın (Možemo!) katıldığı bir tartışmada dile getirildi. Tartışmanın ana gündem maddeleri, Karadağ'da yapılan Avrupa Birliği ve Batı Balkan ülkeleri zirve sonuçları ile Bosna Hersek'teki güncel siyasi durum, yeni yüksek temsilci seçimi konusundaki anlaşmazlıklar ve Sırbistan'ın Avrupa entegrasyonuydu.
Bosna Hersek'in AB Yolunda İç Anlaşma Şartı
Avrupa Parlamentosu üyeleri, Bosna Hersek'in Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemesinin, iç siyasi anlaşma sağlanmadan mümkün olmadığını vurguladı. Uluslararası toplumun dahi ülkedeki kilit konularda ortak bir duruş sergilemekte zorlandığı belirtildi. Stjepo Bartulica, Bosna Hersek'in AB üyesi olmak istiyorsa, uluslararası müdahaleye fazla bağımlı olmadan kendi başına işleyebildiğini ve önemli kararlar alabildiğini kanıtlaması gerektiğini ifade etti. Bartulica, "AB üyesi olmak isteyen bir ülke işlevsel olmalı. Avrupa'ya giden yolu kendi başına kat etmesi, üç tarafın geniş yetkilere sahip yabancı bir diplomat olmadan anlaşabilmesi iyi olurdu," dedi. Bartulica ayrıca, Bosna Hersek'in pek çok sorunu olmasına rağmen, Avrupa Birliği'nin kendi iç sorunlarına da dikkat çekti. Davor Ivo Stier ise Bosna Hersek'in Avrupa perspektifine sahip olduğunu ancak yerel aktörler arasındaki siyasi anlaşma eksikliğinin ilerlemeyi tıkadığını değerlendirdi. Stier, ülkenin AB ile müzakereleri başlatmak için tüm koşulları henüz yerine getirmediğini hatırlattı ve "Bosna Hersek'teki siyasi aktörler, yani kurucu halkların temsilcileri arasında konsensüs ve anlaşma eksikliği var," diye ekledi. Yüksek temsilcinin rolüne değinen Stier, mevcut modelin artık aynı şekilde sürdürülemeyeceği konusunda uyardı ve ülkedeki siyasi aktörlere daha fazla sorumluluk yüklenmesi gerektiğini belirtti.Kurucu Halkların Eşitliği ve Sırbistan'ın Konumu
Ülkenin istikrarı için Hırvatlar, Boşnaklar ve Sırplar arasındaki eşitliğin korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Stier, "Dayton'dan Brüksel'e geçişte, BiH'in istikrarının anahtarı olan Hırvatların, Boşnakların ve Sırpların eşitliği korunmalıdır," dedi. Hırvatların konumuna ilişkin olarak, seçim yasasının değiştirilmesinin Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen önceliklerden biri olduğunu belirtti. Stier, "Sayısal olarak farklı ancak haklar açısından eşit olan iki halk, her halkın kendi temsilcilerini seçmesine olanak tanıyan bir formül bulmalıdır, bir halkın diğerini seçmesine değil," ifadelerini kullandı. Tonino Picula, yüksek temsilci seçimi etrafındaki mevcut krizin aslında Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki derin bölünmeleri ortaya koyduğunu düşündüğünü belirtti. Picula, "Bugün Bosna Hersek'teki dördüncü kurucu topluluk, yani Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki çıkar çatışmasına tanık oluyoruz," dedi. Bosna Hersek'in üyeliğe doğru daha ciddi bir ilerleme kaydetmeden önce yeni bir iç müzakere metodolojisine ihtiyacı olduğunu değerlendirdi. Sırbistan'a gelince, Picula, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in ülkesinin jeopolitik konumunu başarıyla kullandığını belirtti. Picula, "Vučić, Brüksel'in Batı Balkanlar politikasını Sırbistan olmadan gerçekleştirilemeyecek bir politika olarak odaklamaya çalışıyor," dedi. Ancak Avrupa Birliği'nin ilk kez daha ciddi tepki verebileceği konusunda uyardı ve "Aleksandar Vučić'in anladığı tek dil, finansal kaynakların kısıtlanması dilidir," ifadelerini kullandı. Gordan Bosanac, Hırvatistan'ın Bosna Hersek'teki seçim birimi önerisini siyasi açıdan zararlı bularak eleştirdi. Bosanac, uluslararası toplumun Bosna Hersek'e yönelik tutumundaki değişikliklerin siyasi olgunlaşmanın değil, baskıların sonucu olduğunu düşünüyor. Bosanac, AB genişlemesini hızlandırmaya yönelik yeni girişimleri memnuniyetle karşıladığını ancak reformların gerçek olması gerektiğini vurguladı. Sırbistan'daki öğrenci ve sivil protestolarının derin toplumsal değişikliklerin bir işareti olduğunu da sözlerine ekledi.ME
Yazar
Merve Ersoy, Bosna Hersek adliye, emniyet ve spor kaynaklarının deneyimli ismi. Asayiş haberlerinden yerel sporun perde arkasına kadar güncel olayları sayfalara taşıyor.
