Kanada'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, COVID-19 enfeksiyonunun ardından gelişen uzun Covid (post-COVID) sendromunun beyinde kalıcı hasarlara yol açabileceğini kanıtladı. EBioMedicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, uzun nörolojik semptomlar yaşayan hastaların beyinlerindeki dopamin sinir uçları, sağlıklı bireylere kıyasla yüzde 18 daha az bulunuyor.
Beyindeki dopamin kaybı hangi belirtilere yol açıyor?
Toronto Üniversitesi'nden nörokimyacı Jeffrey Meyer liderliğindeki bilim ekibi, pozitron emisyon tomografisi (PET) yöntemiyle 24 uzun Covid hastası ile 24 sağlıklı bireyin beyin görüntülerini analiz etti. Araştırma sonuçları, dopamin sistemindeki kaybın beynin farklı bölgelerini ve dolayısıyla farklı fonksiyonları etkilediğini gösterdi.
Çalışmaya göre striatum bölgesindeki değişimler şu sonuçları doğuruyor:
- Ventral striatum: Dopamin sinir uçlarındaki azalma, doğrudan motivasyon düşüklüğü ile bağlantılı bulundu.
- Dorsal striatum (Putamen): Bu bölgedeki kayıp, hareketlerin yavaşlamasına ve görevleri tamamlama süresinin uzamasına neden oluyor.
- Kaudatus (Kuyruk çekirdeği): Buradaki hasar ise hafıza kaybı ve kelime bulma güçlüğü gibi bilişsel sorunları tetikliyor.
Nükleer tıp uzmanı Eric Guedj ve nörobilimci Danielle Beckman, çalışmanın önemini vurgulayarak, "Görülemeyenin genellikle belirsiz kabul edildiği bir durumda; Liu ve çalışma arkadaşları, uzun Covid'in klinik olarak belirsiz olan nöropsikiyatrik tablosunu ölçülebilir bir dopaminerjik sinyale dönüştürdü," açıklamasında bulundu.
Tedavi yöntemleri ve gelecekteki klinik çalışmalar
Araştırmada kullanılan VMAT2 proteini markörü, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların teşhisinde de kullanılan kritik bir biyobelirteçtir. Toronto Üniversitesi'ndeki araştırmacı Jeffrey Meyer, bu yöntemin uzun Covid tanısında kullanılabileceğini belirtti. Meyer ayrıca, dopamin yoğunluğunu artırmaya yönelik ilaçların test edileceği yeni bir klinik sürecin başladığını duyurdu.
Dünya genelinde en az 65 milyon insanın uzun Covid ile mücadele ettiği tahmin ediliyor. Bu durumun Bosna Hersek gibi Avrupa ve Balkanlar'daki nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerde de halk sağlığını, iş gücünü ve ekonomik istikrarı doğrudan etkileme potansiyeli bulunuyor. Uzmanlar, enfeksiyon sonrası dört buçuk yıldan uzun süredir devam eden vakalarda beyin yapısındaki bu değişimlerin belirginleştiğini not ediyor.
Bosna Hersek'teki sağlık otoritelerinin, bölgedeki artan post-viral sendrom vakalarını takip ederken bu tür nörolojik bulguları göz önünde bulundurması kritik önem taşıyor.







