Hawaii'deki Gemini North teleskobu, 12. Yüzyılda kaydedilen Pa 30 süpernovasının kalıntılarını, daha önce hiç görülmemiş detaylarla görüntülemeyi başardı. Yeni çekimler, bu yıldız patlaması kalıntısında uzun süredir fark edilmeyen yapıları ortaya çıkardı.

Wired tarafından aktarılan bilgilere göre, önceki fotoğraflar patlama artıklarını uzun ve lifli maddelerden oluşan bir küre olarak gösteriyordu. Ancak Hawaii'de gerçekleştirilen yeni gözlemler, Pa 30 süpernova kalıntısında daha önce görülenlerden on kat daha fazla yapı tespit etti. Bu yüksek çözünürlük sayesinde araştırmacılar, bu liflerin sanıldığı gibi kesintisiz olmadığını, aksine bir tespih tanesi gibi dizilmiş gaz düğümlerinden oluştuğunu belirledi.

The Astrophysical Journal'da yayımlanan çalışmaya göre, "kozmik inciler" olarak adlandırılan bu yapılar devasa boyutlara sahip. Her bir gaz düğümünün çapı yaklaşık dört ışık yılı olarak ölçüldü. Çalışmanın eş yazarı Ilaria Caiazzo, yaptığı açıklamada, "Her bir düğümün içine Güneş sistemimizin gezegen bölgesinden on tane sığabilir ve üstüne hala boş yer kalır. Düğümler şaşırtıcı derecede düzenli. Bunların modelini yapma ihtimalimiz bizi heyecanlandırıyor" dedi.

Yıldızın ölümü nasıl gerçekleşti?

Bilim insanları, bu incilerin patlama sırasında dışarı atılan maddelerin yoğunlaşmasıyla oluştuğunu tahmin ediyor. Süpernova sonrası beklenen düzensiz madde birikiminin aksine, bu düğümlerin benzer boyutlarda ve lifler boyunca düzenli bir şekilde dizilmiş olması araştırmacıları şaşırttı. Bu sıra dışı dizilim, yıldızların ölüm süreçlerini anlamak için yeni ipuçları sunuyor.

Pa 30 bulutsusu, merkezindeki yıldızın tamamen yok olmaması nedeniyle "zombi yıldız" olarak da nitelendiriliyor. Termonükleer süpernovalar normalde bir yıldızı tamamen yok ederken, bazı nadir durumlarda yıldızın bir kısmı hayatta kalabiliyor. Bilim dünyası bu durumun neden ve nasıl gerçekleştiğini henüz tam olarak çözebilmiş değil.

Bu bulutsunun önemi, modern gözlemler ile sekiz asır öncesine dayanan insan kayıtlarını doğrudan birbirine bağlamasından kaynaklanıyor. Pa 30, 1181 yılında Çinli ve Japon astronomların gökyüzünde yeni bir yıldızın belirdiğine dair yaptığı tarihsel kayıtlarla ilişkilendiriliyor. O dönemde bu olayın devasa bir patlamanın sonucu olduğu bilinmese de, günümüzdeki bilimsel veriler bu tarihi olayla bulutsuyu birbirine bağlıyor.