Washington Federal Mahkemesi, Donald Trump yönetiminin eyaletlere yönelik antiterör fonlarının bir kısmını yeni seçim kurallarına uyum şartına bağlama girişimini durdurdu. ABD Bölge Hakimi Amir Ali, 24 sayfalık görüşünde federal ajansların Kongre'den böyle bir yetki almadığını belirterek, grantlara (hibelere) eklenen bu şartların yasal standartları karşılamadığına hükmetti.

Mahkeme Trump yönetiminin yetki aşımını nasıl gerekçelendirdi?

Hakim Amir Ali, federal ajansların hibe programlarına seçimle ilgili yeni koşullar ekleme yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Mahkeme kararına göre, getirilen bu şartlar fonların temel amacı olan antiterör faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı değil. Bu karar, Trump yönetiminin daha önce de seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla ileri sürdüğü hatalı seçim dolandırısrcılığı iddialarına dayanan hamlelerine karşı önemli bir hukuki engel oluşturdu.

Söz konusu kısıtlama kararı, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde kritik bir döneme denk geliyor. Demokrat Parti'nin Kongre'deki kontrolü ele geçirmeyi ve Trump'ın gücünü sınırlamayı hedeflediği bu süreçte, yargı kararı eyaletlerin yetki alanını koruma altına aldı.

Hangi şehirler ve bölgeler davaya dahil oldu?

Dava süreci; Ohio eyaletindeki Columbus, Tennessee'deki Nashville ve Davidson County ile Teksas'taki El Paso, Harris, Dallas ve Travis ilçelerini kapsayan geniş bir grup tarafından yürütüldü. Davanın tarafları arasında toplam 25 eyalet savcısı veya valinin de yer aldığı belirtiliyor.

Nashville ve Davidson County Hukuk Hizmetleri Direktörü Tyler Chance Yarbro, mahkeme sonucunu değerlendirirken, "Nihai sonuç tam olarak istediğimiz şeydi," dedi. Harris Bölgesi Komiseri Lesley Briones ise Trump yönetimini sert bir dille eleştirerek, topluluk güvenliğinin "partizan siyaset için bir koz" olarak kullanıldığını savundu.

FEMA'nın kısıtlama planı ne içeriyordu?

ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve FEMA (Federal Acil Durum Yönetim Ajansı), yaz döneminde yapılan duyuruda, eyaletlere ve kentsel bölgelere ayrılan antiterör fonlarının yüzde 20'sinin belirli şartlar yerine getirilmediği takdirde kesileceğini açıklamıştı. Söz konusu program, kamu alanları, internet, sınırlar ve seçim süreçlerini kapsayan terörle mücadele için eyalet, yerel ve kabile yönetimlerine ayrılan bir milyar doları aşkın bütçeyi içeriyor.

FEMA tarafından getirilen şartlar arasında şunlar yer alıyordu:

  • Tüm kayıtlı seçmenlerin ve seçim görevlilerinin vatandaşlık kontrolünün yapılması,
  • Barkodlu veya QR kodlu elektronik sistemlerden manuel kağıt listelere geçiş planlarının hazırlanması,
  • Her yargı bölgesinin seçim sonuçlarını denetlediğine dair kanıt sunulması.

Şehir ve ilçe yönetimleri, mahkemeye sundukları dilekçede FEMA'nın bu şartları dayatma yetkisinin ne mevcut yasaya ne de Anayasaya uygun olmadığını savundu. Bosna Hersek'teki merkeziyetçi yapının aksine ABD'de eyaletlerin bu tür federal müdahalelere karşı hukuki direnci, yerel yönetimlerin özerkliğini koruma noktasında kritik bir örnek teşkil ediyor.