Amerika Birleşik muştalı bir ekonomik tabloyla karşı karşıya; ABD ulusal borcu Çarşamba günü itibarıyla 40 trilyon dolar sınırını aşarak tarihi bir rekor kırdı. Mart ayında 39 trilyon dolar seviyesinde olan borç, sadece beş ay içerisinde 1 trilyon dolarlık bir artış gösterdi. Bu durum, federal hükümetin borçlanma hızının giderek ivme kazandığını kanıtlıyor.
Borç artışının temel nedenleri nelerdir?
Federal harcamaların büyük bir bölümü savunma giderleri, Social Security ve Medicare gibi sosyal programlar ile artan borç açığının faiz ödemelerine ayrılıyor. Borcun Mart ayındaki 39 trilyon dolardan kısa sürede 40 trilyon dolara çıkması, bütçe önceliklerindeki çatışmaları da gün yüzüne çıkardı. ABD hükümeti bir yandan savunma harcamalarını artırırken, diğer yandan yakıt ve temel gıda fiyatlarını düşürmeye çalışıyor.
Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai, Trump yönetiminin stratejisini şu sözlerle açıkladı: "Trump yönetimi, federal harcamalardaki israf, dolandırıcılık ve suistimalleri kesmeye; aynı zamanda Amerika'nın borç/GSYİH oranını olumlu yönde hareket ettirmek için ekonomik büyümeyi hızlandırmaya odaklanmıştır."
Artan borç vatandaşın hayatını nasıl etkiliyor?
Ekonomistler, yükselen borcun maliyetlerinin doğrudan halka yansıdığını belirtiyor. Borç artışının somut etkileri arasında konut ve otomobil kredilerindeki (mortgage) yüksek faizler, şirketlerin yatırım yapacak nakit bulamaması nedeniyle düşen maaşlar ile mal ve hizmet fiyatlarındaki artış yer alıyor. Peter G. Peterson Foundation Yürütme Kurulu Başkanı Michael A. Peterson ise şu uyarıda bulundu: "Eğer bugün ve gelecek nesil için yaşam standartlarını iyileştirmek istiyorsak, yasama organlarının ülkemizi daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir yola sokma zamanı gelmiştir."
Borç sınırı ne zaman kritik seviyeye ulaşacak?
ABD'nin borçlanma limitini Kongres tarafından belirleniyor. Bipartisan Policy Center verilerine göre, ülke borcunun 41,1 trilyon dolara ulaşması 2027 yılının kış sonu ile yaz ortası arasında gerçekleşebilir. Bu durum, Kongre'de borç limitinin artırılması veya askıya alınması konusundaki oylamaları yeniden gündeme getirecektir. Ayrıca, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yapılan son analizlere göre, ABD'nin mali pozisyonu şu anda gelişmiş ülkeler arasındaki en kötü seviyede bulunuyor.
ABD borç krizinin küresel piyasalardaki dalgalanmalar, Bosna Hersek gibi dış finansmana ve küresel ekonomik istikrara bağımlı olan bölgelerde de dolaylı olarak maliyet artışları ve yatırım belirsizliği şeklinde hissedilebilir.







